Önder Kaya her şeyden önce doğma büyüme İstanbullu hatta ondan da öte Aksaraylı’dır. 13. 12. 1974 tarihinde İstanbul Rami’de doğdum. Bunun sonrasında babamın yedek subaylık görevi nedeniyle yaklaşık bir sene süren Tatvan, kendi askerlik hizmetim nedeniyle 8 ay süren Erzurum ve 5 sene kadar süren Eyüp ikametleri dışında hayatımın geri kalanı Aksaray’da geçti. İlkokulu bu semtteki İskenderpaşa ilköğretim okulunda okudum. 3. sınıfta Hayat Bilgisi dersimin karneme üç gelmesi nedeniyle (ki o zamanki bakış açısınca 5 üzerinden alınan bu not, hele de bir 3. sınıf öğrencisi aldıysa zayıf addediliyordu) zoraki başlayan tarih serencamım,üst kat komşumun bana hediye ettiği Hayat Tarih, Resimli Tarih ve Yavrutürk gibi dergi ve ansiklopedileri okumaya başladıktan sonra değişik bir sürecin içine girdi. Ortaokulda en favori dersim Tarih’ti. Bu arada Sahaflar Çarşısı’nda (ki acıdır ki o zamanlar bu adı hak eden çarşı, günümüzde alelade Üniversite Hazırlık Kitapları satan ve bir iki dükkan dışında maziye dair hiçbir hatıra taşımayan yabancı yerdir benim için) yer alan Eren kitapevinde çalışan Rasim abiden aldığım İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın, Türk Tarih Kurumundan çıkan Osmanlı Tarihi adlı eserinin ciltleri ile bu alana olan ilgim iyiden iyiye arttı. Bugün Eren Kitapevi Tünel’e taşındı. Rasim abi ise çarşının ortasında halihazırda en nitelikli kitapçılardan biri olan “Yüksel Kitapevi”nin sahibi. Ama bende bu güzel mikrobun uyanışında çarşının rolü kadar etkin olan bir diğer faktör yaşadığım semttir.

Çeyrek asırlık dostluk, Rasim abiden ilk kitabımı
aldığımda daha şuncacıktım:))
Ortaokulu Saraçhane başındaki Oruçgazi ilköğretim okulunda okudum. Okula giderken önünden geçtiğim sayısız hazire, cami, hamam, türbe, çeşme yıkıntısı tarihe olan ilgimi daha da arttırdı. Bu yıllarda annemin Diş Doktorluğu konusundaki yönlendirmeleri çoktan yerini Tarihçiliğe bırakmıştı bile.

Sevgili anne ve babam:)))))))))))))))
Liseyi şu an Fatih’in en saygın lisesi olarak kabul ettiğim Pertevniyal’de okumak benim için ayrı bir onurdur. Her ne kadar benim eğitim gördüğüm 1989-1992 eğitim yılları arasında okul bir Fetret devri yaşıyor olsa da bu okula kaydolmak için ailemin verdiği mücadeleyi unutamam. Okul ruhunun ve bunun bir parçası olan okul binasının kişinin ruhuna doğrudan nüfuz ettiğine inananlardanım. Zaten okul ruhunun güçlü olduğu eğitim kurumlarının neredeyse tamamının aynı zamanda asırlık binalarda eğitim veriyor olmaları da bu tezimi ispatlıyor olsa gerek. Ne yazık ki benim dönemimde okulumuzun binası Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ne tahsis edildiğinden bugün Çapa öğretmen okulu olarak kullanılan binada okumak durumunda kaldım. Bu nedenle kendimi bir parça eksik addederim.
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü. İşte benim mezun olduğum okul. O zamanlar henüz Atatürk Eğitim Fakültesi’nin Tarih öğretmenliği ile birleşmemişti. İlginçtir ki tarih öğretmenliği kısmından daha yüksek puanla girdiğimiz ve çok daha nitelikli tarih eğitimi aldığımız bu fakülteden mezun olduktan sonra öğretmenlik yapmamız tehlikeye girmişti. Allah’tan biz o tufandan fazla etkilenmeyerek “kazanılmış hak” kapsamında mesleğin içine dalıvermiştik. Sonraki yıllarda “Yahu siz araştırmacı olmak için eğitiliyorsunuz, dolayısıyla tarih öğretmenliğinden mezun olanlar sizden öncelikli” diyenlere hala gülerim. Bunun iki nedeni var. Birincisi bu yargının samimiyetine inanmıyorum. İkincisi ise “bu memlekette bu kadar çok tarihçiyi nereye istihdam edeceksin de bu kadar çok Tarih Fakültesi açıyorsunuz be hemşerim” kelamına olan inancımdır. Sanki bu durum bizim derdimizmiş, sorunun kaynağı bizmişiz gibi mağdur edilmeye kalkılan biz oluyoruzJ

Bu da bendeniz:)
1997 yılında mezun olduğum okulumda aynı yıl Türkiyat araştırmaları Enstitüsü bünyesinde yüksek lisansa başladım. 3 yıl süren yüksek lisansımda Türkiye’de pek rağbet görmeyen Eyyubileri çalıştım. 1999 yılında da meslek hayatımın ilk okulu olan Florya İstek Bilge Kağan Lisesinde göreve başladım. 8 yıllık zorunlu temel eğitime geçiş devresinde çalıştığım bu okulda Orta 2 ve 3. sınıfların dersine girdim. Ne hoş öğrencilerim vardıJ Bu okulda bir yıl çalıştıktan sonra askerlik görevim nedeniyle ayrılıp Erzurum’a gittim. Burada 9. Kolordu Muhafız bölüğünde kısa dönem erbaş olarak askerliğimi yaptıktan sonra İstanbul’a döndüm.
Sefaköy’de yer alan İlke Lisesi ikinci adresim oldu. Yalnız askerlikten özel okulların öğretmen kadrolarını tamamladığı bir dönemde döndüğüm için ücretli öğretmen olarak çalıştım. Bir yıl sonra da Terakki Vakfı Okullarına geçtim
Aslında profesyonellik namına pek çok şeyi bu okulda öğrendim diyebilirim. Bu konuda bölüm başkanımız Beyza Şahin’e ve bölüm arkadaşlarıma, okulda görev alan nice emektar meslektaşıma o kadar çok şey borçluyum ki minnetim hadsiz hesapsızdır.

Terakki Lisesinde Arkadaşlarımın onuruma verdiği veda
yemeğinden bir enstantane
Öğrencilerime gelince bu mesleği bu denli sevmemin sanırım en önemli faktörü onlar.

Terakkideki öğrencilerimle Kuşadasında bir gezi molası:))
Yine bu okulda Murat Bardakçı ile Hürriyet Tarih Dergisine yazmaya başladım ki bu tecrübe de bana çok şey kattı.Toplumsal Tarih, Popüler Tarih, Müteferrika gibi dergilerin yanırsa Radikal ve Şalom gibi gazetelerde de yazılarım çıktı. Yeditepe yayınları tarafından yayınlanan kitaplarım da bu devreye rastlar. Yani benim için hareketli ve bir o kadar da bereketli bir dönemdi.
Terakki’yi Ağustos 2006 itibarı ile acı tatlı anıları geride bıraktım. Robert Kolej'e geçtim.

Robert Kolej'de Bölüm Arkadaşlarımla Bir Bölüm yemeğinde

Robert Lisesinden öğrencilerimle bir ders sonrası
Aynı yıl sevgili eşim Nejla Paşaoğlu ile evlendim. Kendisi rehber öğretmen. Eeee daha ne diyeyim bilmem ki sanırım hakkımda bu kadarı yeterJ

O VE BEN:)))))))))