Ana Sayfa > Arşiv > 19 Mayıs 2007
Arşiv > 19 Mayıs 2007



GALATA'DA SOKULLU KİTABESİ SIR OLDU

Daha önce sitemi takip edenler bilir,  http://www.onderkaya.net/bolum/yazilarim adlı bölümde "Galata ve Müteşebbis Türk Ruhu adlı bir yazı yayınlamıştım ve burada bir müteşebbiz tacirimizin nasıl olup da Sokollu zamanından kalan güzel de bir kitabesi olan çeşmeyi Canikli Pano adı altında bir ticarethane haline getirebildiğini sorgulamıştım. Daha kötüsü ne ola ki diye düşünürkene 10 Mayıs 2007 Pazar günü Robert Kolejden öğrencilerimle bu bölgeyi gezerken panonun da sır olduğunu gördüm.

img91/6410/img2723cj6.jpg

Soldan en baştaki öğrencim Can Becerik kitabenin kaybolmuş haldeki görüntüsünü belgeledi.

Ne yazık ki kitabe bugün yerinde bulunmamaktadır. pazar günü her taraf kapalı olduğundan kitabenin akıbeti konusunda bir bilgi sahibi olamadım. Tek temennim yetkililer tarafından müzeye taşınma ihtimali ki o da zor görülüyor.Zira Yanık kapıdaki kitabe de Allah'a emanet bir biçimde etrafı telle çevrilmiş bir surette Türk tarzı koruma altına alınmış vaziyette.  

img205/4611/img2680lw3.jpg

Kitabenin sır olmuş hali

Kitabede ne yazdığını daha önce belirtmiştim. ama önemine binaen bir kez daha buraya almayı faydalı görüyorum;
Hicri 976/miladi 1568-69 tarihinde yaptırılan bu çeşmenin kitabesinde Sokollu;

“Asâf-ı Sultan Selim hân-ı Güzîn

Bir Muhammed-nâm Mahmûd-ı cihân

Fi sebilillah peydâ eyledi

Çeşme-i âb-ı hayât-ı câvidân

Sihr-i dil teşne der tarihini

Çeşmeden içmek gerek âb-ı revân 976”
diyordu. Ne yazık ki önce çeşme sonra da kitabe vasfını yitirdi. Şükür ki çeşmenin iskeleti ayakta o da ne yazık ki varlığını ticarethane olmasına borçlu. Bakalım şehr-i Stanbul'da yaşadıkça daha ne acaibu'l garaib vakalara tesadüf edeceğiz. 

MERAKLISINA NOT: Bu arada Pazar günleri Galata'yı gezmeye'de doyum olmuyor. Öğrencilerimle takip ettiğimiz güzergah üzerinden bu semti gezmek isteyenlere bir yol haritası çizebilirim. Tophane çeşmesinin önünden önce Kılıç Ali Paşa camii gezilir. Sinan yapısı olan bu abide 16. yüzyıl Kaptan-ı Deryâlarından Kılıç Ali Paşa tarafından yaptırılmış. Hazire kısmında ilginç mezartaşı örneklerine tesadüf edilebilir ki en ilginçleri gemi yelkeni şeklinde olanları. Buradan hareketle Türk-Ortodoks Kilisesi gezilebilir. Hatta bizim gibi şanslıysanız Türkçe yapılan bir Ortodox ayin dahi izleyebilirsiniz. Bu yoldan devam edince bir iş hanının üzerindeki Rus-Ortoks şapelini de görebilirsiniz. Lakin ayine yabancılar alınmadığından biz göremedik. Yola devam ederek ulaşacağınız Güllüoğlunda bir porsiyon baklava yiyip, bir zamanlar Haliç'in ağzına çekilen zincirin bağlandığı Kastellon Kulesi'nin (ki Cenevizliler'den kalma) mahzen kısmını görebilirsiniz. Söz konusu mahzen bugün Yeraltı camii olarak kullanılıyor. Oradan Galata köprüsünün karşı yakasına geçip bir zamanlar Yahudi cemaatinin evlenmek için en çok tercih ettiği Zülfaris Sinagogu'nun içinde bulunan 500. Yıl Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Musevileri Müzesini gezebilirsiniz. Oradan Bankalar caddesine çıkıp eski Osmanlı Merkez Binası şimdiki Garanti Bankası Müzesini gezmeniz mümkün. Bu binanın alt katındaki daimi müzenin yanında bir de üst katta sürekli yenilenen sergiler var. Buradan karşı kaldırımdaki Kamaondo merdivenleri ni tırmanırsınız ki bu merdivenler Osmanlıların efsanevi bankeri Musevi Abraham Kamando tarafından iş yerine kolayca gidebilmek amacıyla yaptırılmıştı. Bugün neredeyse Karaköy'ün sembolü durumundadır. Bu merdivenlerden, önce Avusturya Lisesi'ne sonra Galata'daki Ceneviz kolonisinin reisi olan Podesta'nın sarayına ve en nihayetinde de Saint Pier Han'a varırsınız. Bundan sonra iki güzergah takip edebilirsiniz. Buradan yukarı çıkıp Galata Kulesi'nde gezinizi noktalarsınız ya da bziim gibi sahile doğru inip önce Sokollu'nun bahtsız çeşmesini ardından da halihazırda surlarda görebileceğiniz tek Ceneviz kitabesinin sergilendiği Yanık Kapı'ya çıkarsınız. iki yapınınn arasında ise bölgenin en görkemli eseri olan Arap camii var. Çok eski devirlerden beri burada bir ibadethane hep olagelmiş. Ancak günümüzde Arap Camii denilen yapı 1204 yılında İstanbul'u işgal eden Latinlerden itibaren uzun süre Katoliklerin kullandığı Saint Domenico Kilisesi'sinin değişmiş versiyonu. Siz bakmayın kapısında "717 yılında İstanbul'u kuşatan Mesleme b. Abdülmelik hazretleri tarafından yaptırıldı" şeklindeki yanlış ibareye. II. Bayezid zamanında Endülüs'ten İstanbul'a getirilen Araplar bu havaliye yerleştirildiği ve cemaati azalan bu kilise de onlara tahsis edildiğiiçin eserin adı Arap Camii olarak kalmış
              İyi gezintiler..........................................  





























önderkaya gönderdi. | Yorum Ekleyin | 19 Mayıs 2007 | TARİHTEN İLGİNÇ ANEKTODLAR
Ara
goog
eXTReMe Tracker