
|
EMİNÖNÜ SEMPOZYUMU MEHMET ALİ BEYHAN; YENİÇERİLERİN EMİNÖNÜSÜ
Yeniçeri ortalarından her biri Eminönü limanına yanaşan ticari gemilere kendi ortalarının (bölüklerinin) alametini-nişanını asıyorlar ve bu hadiseye de balta asmak diyorlardır. Balta asılan gemi ilgili ortaya haraç vermek zorundaydı ki bu oran genellikle 70-80 kuruş arasında olmakla birlikte bazen gemi mallarının önemli bir kısmına el koymaya kadar gidebiliyordu. Yeni inşa edilen yapılara da balta asılıyor ve bu yolla işçilerin parasından pay alınıyordu. “Balta asmak” geleneğinden dolayı ortalar arasında sık sık mücadeleler de yaşanırdı. Alemdar Mustafa Paşa Ekim 1808 ortalarında İstanbul limanındaki gemilerde yer alan orta nişanlarını söktürmüştür. Galata tarafında toplanan yeniçeriler bu duruma tepki göstermişlerdir. “Ne yapalım hamallık edecek halimiz yok ya bu da bizim ekmek teknemiz” demek suretiyle işin iyice suyunu çıkarmışlardır. Bu olaylar meşhur “Alemdar vakasından” sadece bir ay kadar önce meydana gelmiştir. Çarşı ve pazarda beğendikleri malın 1/3’ünü alırlar, sarraflardan eksik para bozdururlar, haraç alırlar ya da bakkaldan zorla kumanya temin etme yoluna giderlerdi. 1810 yılında esnaf bu zulümler nedeniyle dükkan kepenklerini indirerek olayları protesto etme yoluna gitti. ![]() Eminönü Tahtakale’de 26. ve 27. ortaların kontrolü altında olan Melek Girmez sokağı vardı ki burada çok kötü işler irtikap edilirdi. Ocak 1811’de semer devirme olayı yüzünden iki orta birbirine girer. Semer devirme yeniçeriler arasında sıkça rastlanılan bir durumda. Buna göre yeniçerilerden biri kendi ortasından yatağını yorganını alıp başka bir ortaya geçerdi ki bu durum açıkça bir hakaret olarak telakki edilir ve iki bölük arsında çatışmalar yaşanırdı. Bölgede o denli ciddi bir tehlike ortamı oluşur ki padişah Cuma namazı güzergahını değiştirmek zorunda kalır. Asmaaltı, Bahçekapı ve Küçükpazar semtleri de bekar odalarının çokça bulunduğu yerlerdi ki buralar da hem ahlaki hem de asayiş açıdan makbul yerler değildi. Fuhuş semtleri olarak bilinirdi. 1811-12’de İstanbul’da günde bazen 2500 kişinin ölümüne sebebiyet veren veba hastalığı da bu semtlerde bulunan bekar odalarının uğursuzluğuna yorulur. Kaptan-ı Derya Hüsrev Mehmet Paşa 24 Ekim 1812’de bekar odalarını bu bahane ile yıktırtır. Mart 1811’de Yenicami civarında yeniçerilerden biri bir kadına sarkıntılık edince esnaf müdahale ederek yeniçeriyi döver. 1807-1808’de 3. Selim’in tahttan indirilmesi ve 4. Mustafa’nın başa geçirilmesi ile yeniçeri ağaları iktidarda önemli bir konuma geldiler. Nizam-ı Cedit ordusunun bir kısmıysa Tuna boylarında Ruslarla savaşmakta olduğundan İstanbul’daki silah yoldaşlarının uğradığı katliamdan kurtulurlar. Tuna bölgesindeki Nizam-ı Cedit subayları da Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa’ya sığınarak Rusçuk yarânı (Rusçuk Dostları” adı altında bir cemiyet kurarlar. Alemdar 28 Temmuz 1808’de 5000kişilik bir kuvvetle Topkapı Sarayına dayanır. Eski sadrazamı Davut Paşa kışlasına gönderir. Bu arada 3. Selim bostancıların kendisini katletmek için üzerine gönderildiğini öğrenince sarayın damına çıkar. Buradan “Ağalar odası”na geçmesi gerekirken panikleyerek yeniden kendi odasına iner. Burada da Baltacıların eline geçerek öldürülür. (Bu yeni bilgiyi II. Mahmut’un sır katibi Feyzullah Efendi’nin Ruzname adlı eserinden öğreniyoruz. Bu arada şehzade Mahmud da Anber Ağa tarafından sarayın kubbesine çıkarılır. Oradan da bazı hadımların koruduğu bir odaya indirilerek Alemdar’ın adamları yetişene kadar muhafaza edilir. Lakin tüm bunlar yeniçerilerin son edebsizlikleri olacak ve 1826 yılında Vaka-i Hayriye adı verilen olay sonrasında ocak ortadan kaldırılacaktır. Meraklısına Not: Yeniçerilerin intiharına sebebiyet verdiği Alemdar Mustafa Paşa, bugün Gülhane parkının hemen giriş kapısının karşısında yer alan Zeynep Sultan Camii haziresinde yatmaktadır. Osmanlı padişahları yağışlı ve soğuk günlerde daha uzaktaki büyük camilerde Cuma namazı kılmak yerine burada namaz kılmayı tercih ettikleri için “Sultan camii” diye de anılır. Nizam-ı Cedit ricalinden Defterdar Tahsin Ağa’nın mezarı da buradadır.
|