
|
TERZİ TARİHÇİLER Terzi vardır, müşterisini memnun etmek için kumaşı öyle diker, biçer ki, duruma göre onu olduğundan daha zayıf da gösterebilir, zarif ve görkemli de. Toplumun kırılma noktalarından, darbelerden sonra geçmişi başka senaryolarla yazma siparişi verilen tarihçiler bu tür terzilerden pek farklı değil. Ancak terzi tarihçiler her ne kadar toplumun yeni egemenlerini memnun etmek istese, ne kadar devrime inansa da yazdıklarının geçerliliği, tarih siparişi verenlerin kendilerini ne kadar aldatabilecekleri, başkalarının bu aldatmacaya ne kadar tahammül edecekleri ile sınırlı. Kimi tarih aldatmacalarının ömrü kısa, kimininki uzun olmuş. Kimi tarihi aldatmacaların etrafında ikincil bir edebiyat, davranış tarzları, felsefe ve sanat gelişirken, kimi de kukla tiyatrosu gibi diktatörlerin, şiddetin zoruyla sürebilmiş. Kimi uyduruk tarihle, işlevi bitince ya da dikiş tutmayınca unutulup gitmiş. Fransız devriminin etkisiyle Hollanda’da kurulan Batavya Cumhuriyeti tarihin ancak bir dipnotu. Adını günümüzde Hollandalıalr bile bilmiyor. Ne de bugün 5. Cumhuriyet dönemini yaşayan Fransa’da dünya tarihini sıfırdan başlattıkları, haftanın on gün, günün on saat, saatin yüz dakikadan oluştuğu devrimci cumhuriyet takvimi var. (..........) Osmanlı imaparatorluğu döneminde “etrak-ı bi idrak” yani akılsız olarak aşağılanan, milleti sorulduğunda “İslam” ya da “Osmanlı” diye cevap veren Türkler, Cumhuriyetin ilanı ile beraber kendilerini yeni kurulacak ulusun nesnesi konumunda buldular. Bir anekdota göre Türk kimliğinin oluşmasının öncülerinden bir Osmanlı aydını Fransa’da Milli Kütüphane’ye gittiğinde giriş kartı doldurması istenir. Milliyet hanesinin yanına İslam yazınca “Bu sizin dininiz” diye reddedilir. “Osmanlı” yazar, “Bu da imparatorluğunuzun adı” derler. Çaresiz kalınca aklına “Türk” yazmak gelir. Böylece kütüphaneye girip Türk kimlikli bir ulusun doğuşuyla sonuçlanacak çalışmalarını sürdürür. Vatandaşları için saf ve katıksız bir tarih yaratmak isteyen Cumhuriyetle birlikte Osmanlı, Selçuklu ve İslam geçmişi tarihin çöplüğüne atılırken, başta Sümerlerle Hititler olmak üzere Çin ve Hindistan’dan Avrupa’ya kadar yeryüzünde dil ve uygarlıkların kaynağı olarak Orta Asya Türkleri gösterilir. Çankaya’nın bu resmi görüşünü kanıtlasınlar diye devlet bursuyla Avrupa’da yetiştirilen tarihçiler yurda dönünce sipariş üzerine tarih yazarlar. (........) uzun yıllardır anlatılan Anadolu halkının anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı verdiği söylemi aslında ulusal bilinçleri oluşmamış, kendilerine atfedilen milli kimliklerinden habersiz Anadolu köy ve kasabalarındaki Türk ve Kürt müslümanlarının işgalci Hıristiyan ordularıyla işbirlikçi Rum ve Ermeni azınlıklarına karşı, dinleri adına seferber edilişleriyle uyuşmuyor. Kızılderili tarihi de terzi tarihçiler taraffından anlamsızlaştırılarak unutturulmuş; 20. yüzyılın en ırkçı rejimlerinden biri olarak 20. yüzyıla damgasını vuran Güney Afrika Cumhuriyetinin tarihçileri aracılığıyla vatandaşlarına benimsettirdiği söylem; kuş uçmaz, kervan geçmez bu vahşi beldelerinin kahrını çeken, topraklarını işleyen, dillerine “Afrikans” adını vererek yöreyle bütünleşen Hollandalı beyazların sömürgeci İngiliz emperyalizmine karşı mücadelesidir. Hollandalılar davalarında ne kadar haklı olduklarının bir kanıtı olarak İngilizlerin kurduğu dünyanın ilk toplama kamplarında kadın ve çocuklarla birlikte ölen 26.000 vatandaşlarını gösterirler. Kuzey Avrupa’nın iklimi berbat, gökyüzü karanlık ülkelerinden Afrika’ya el koymaya gelen İngilizlerle Hollandalılar kendi aralarında çarpışadursun ikisi de buradaki uygarlıkları yok sayarlar. Tarihçileri, bu toprakların öyküsünü beyaz adamın gelişiyle başlatırken, nadiren söz ettikleri Zulular gibi yerlilere, din düşmanı, vahşi yaratıklar olarak bakarlar. Yalanlarıyla yüzleşmelerini zorunlu kılan tarihi gerçeklerle karşılaşınca gerçeği inkar ederler arkeologlar, Zimbabwe uygarlığının kalıntılarıyla karşılaştıklarında bunların vahşi siyasilere ait olamayacağını, yöreye bir ara gelen Arap ya da Hintli tücarların eseri olduğunu iddia ederler. (........) İngilizler Avustralya’yı imparatorluklarına katarken bu kıtada yaşayan yerli halkı, Aborjinleri katletmiş. Katliamdan tam 100 yıl sonra Avustralya’nın “kuruluşunu” kutlayan emperyalizmin beyaz tarihçileri 45.000 yıllık tarihi olan yerli halktan bahsetmemiş, katliamı yapan kurucularının anısına heykeller dikmişlerdir. Avrupalılar’a “Yeni Dünya”larında yani Amerika kıtasında soykırımlarının kapısını açan Kristof Kolombus adına ABD’de ulusal bayram var. Kolombia, New York’ta bir üniversitesinin, Güney Amerika’da bir devletin adı. KAYNAK; Gündüz Vassaf; Tarihi Yargılıyorum, İletişim yay, İstanbul 2007 Yukarıdaki metinden hareketle 1. “Terzi tarihçi” kavramından ne anladığınızı açıklayınız 2. Metinden yola çıkarak “Tarihçi”nin dikkat etmesi gereken noktalar hakkında neler düşündüğünüzü belirtiniz. |