
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 |
![]() YAZAR: Avram Galanti Osmanlıcadan çeviren: Önder Kaya ÖNSÖZ Mesleki olarak öğretmenlik, gazetecilik, katiplik, öğretim üyeliği, milletvekilliği gibi farklı sıfatları bünyesinde barındırmış; çalışma alanı olarak da Yahudi tarihinden halkiyata, folklordan filolojiye, Eski ön Asya medeniyetleri tarihinden Tevrat incelemelerine, Anadolu şehirlerinin tarihçesinden sosyolojiye kadar pek çok farklı alanda eserler vermiş Avram Galanti adı ile ilk kez 1990’lı yılların ortalarında tanıştım. Kütüphanede Azınlıklar üzerine bir araştırma yaparken onun, Yeni Mecmua ve Akşam Gazetesi’nde çıkan yazılarını derlediği “Küçük Türk Tetebbuları” isimli kitabına rastladım. Burada yer alan yazıların ilk hallerinin yayınlandığı Akşam Gazetesi ve Yeni Mecmua, Türkçülük fikir akımının çizgisini benimseyen Ziya Gökalp, Köprülüzade Mehmed Fuad, Mehmed Emin Yurdakul gibi şahısların yazılarının yayınlandığı basın kuruluşlarıydı. Galanti’nin, Ziya Gökalp’in sıkı bir takipçisi olması, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında da mensubu olduğu Türkiye Musevi Cemaati’nin Türkleşmesini şiddetle arzu eden yazılarının yayınlanması (bu kitap içinde yer alan 25 no’lu “Türkleşmek Yolu” ile 27 no’lu “Museviler ve Türkçe” isimli yazılarına da bakılabilir) ve Galanti’nin bu anlamda bir diğer Türkiye Musevisi Tekin Alp’in gölgesinde kalması epey ilgimi çekti ve beni Küçük Türk Tetebbuları içinde yer alan bazı bölümleri Latin harflerine çevirmeye sevk etti. Çevrilen bölümlerin Moşe Grosman tarafından çıkarılan Tiryaki Dergisi’nde yayınlanması düşünülüyordu. Ancak bir takım nedenlerden dolayı yayın hayatına ara veren Tiryaki’nin yine türlü zorluklardan dolayı yayın hayatına geçememesi ve Yeditepe yayınları sahibi Sayın Mustafa Karagüllüoğlu’nun kitabın tümünün yayınlanması yönündeki teklifi üzerine bu çalışma ortaya çıktı. Esasen Galanti’nin Arap harfleri ile yayınlanan pek çok araştırması Latin harflerine çevrilmişse de bizce “Türkler ve Yahudiler” den sonra Türkçe’deki en önemli çalışması olan bu eserin günümüz alfabesine kazandırılmaması büyük bir eksiklikti. Çalışmanın bu vakte kadar yeni harflerle yayınlanmamasının en temel nedeni ise kanımızca dağınık alanlara yayılmış konuları içeriyor olmasından kaynaklanmaktadır. Eserin bu özelliği de göz önüne alınarak yapmış olabileceğimiz hatalardan dolayı okurlarımızdan hoşgörü beklemekteyiz. Çalışmamız kusursuzluk iddiasından uzaktır. Galanti’nin küçük Türk Tetebbuları isimli çalışmasını esasen dört farklı başlık altında gruplandırabiliriz. Bunlar; 1. Filoloji ve Esatir (Efsane) Tetkikleri 2. Devrim Yazıları 3. Bilimsel çalışmalar ve teklifler 4. Folklor Birinci grupta yer alan filoloji ve esatir tetkikleri grubu kapsamındaki yazılar 1-16. tetebbular arasında yer alır. Bu çalışmalarında kelime ve kavramların etimolojik kökenleri ve bu kökenlerin Asur, Sümer çivi yazılı tabletlerine ya da Kitab-ı Mukaddes’e dayanan uzantılarını devreye sokar. Eski ve yeni farklı diller hakkındaki geniş bilgisi bu yazılarında hissedilir. Aslında Galanti, kitaptaki pek çok tetebbusunda Tevrat bilgisinden geniş ölçüde istifade eder. Bu bilgiyi bazen Oğuz ve Türk kelimelerinin menşelerini araştırırken bazen de yazılarında büyük bir övgüyle bahsettiği Atatürk’e olan hayranlığını dile getirirken devreye sokar. Bu anlamda o, Yahudiliğe bir dinden ziyade kültürel bir kimlik olarak yaklaşır. Yine bu gruptaki yazıların bir kısmı da Arap harflerinin yerine Latin harflerinin kabulünün gündeme gelmesi ile ilgilidir. Galanti, Türk Devriminin en temel dinamiklerinden biri olan Arap harflerinin yerine Latin alfabesinin kabulü meselesini Akşam gazetesinde çıkan ve elinizdeki eserde de yer alan bir dizi makalesinde gayet sert bir biçimde tenkit etmiştir. Bununla beraber Galanti’nin bu tenkitlerinde samimi olduğunu, ideolojik bir amaç gütmediğini ve lisan üzerine çalışmaları olan bir Darülfünun profesörü sıfatıyla kalem oynattığını da hemen belirtelim. İkinci grupta yer alan ve benim devrim yazıları olarak nitelendirdiğim tetebbularda Galanti, Türk devrimi ve Atatürk hakkındaki görüşlerini aktarır. Bu anlamda 17-22. tetebbular arasındaki kısımla 25. ve 27. tetebbular zikredilebilir. Bu yazılarında Galanti, Mustafa Kemal’e coşkun bir bağlılık hissi duyar. Atatürk’ü Hz. Musa ile karşılaştırdığı “Musa ve Mustafa Kemal” yazısı bu açıdan dikkat çekicidir. Hemen belirtelim ki Galanti, söz konusu yazısında Hz. Musa’nın peygamberliğine değil, kanun koyucu ve milletini toparlayıcı yönlerine değinir. Atatürk’ü de bu açıdan değerlendirir. Galanti’nin arka planda kalan bir yönü de cemaatinin Türkleşmesi konusunda en az Mois Kohen Tekin Alp kadar ateşli yazılar kaleme almasıdır. “Türkleşmek Yolu” ve “Museviler ve Türkçe” isimli çalışmaları, kaleme alındığı dönemde Türk Musevi cemaatinin bazı kesimlerinin tepkisini çekecek kadar cüretkardır. Aynı Galanti, Darülfünun profesörü olduğu halde maişet kaygısını bir tarafa bırakarak Latin harfleri konusunda büyük hürmet beslediği bu değerli liderle ters düşmekten de çekinmez. Hatta yaşanan bu durumu Atatürk’ün “Hakikati konuşmaktan çekinmeyiniz” sözüne dayandırır. Üçüncü gruptaki bilimsel çalışmalar kategorisinde ise 23., 24., 26. ve 28. tetebbular sayılabilir. Bu çalışmalarında Galanti, uzmanlık alanı olan dil, Eski Ahit ve gazetecilik gibi sahalarda kalem oynatır, bazı problemlerin tespiti ve çözümü konusunda da değişik fikirler ileri sürer. Dördüncü bölümde yer alan folklor sahası çerçevesindeki yazılardan kasıt ise 29. ve 30. tetebbulardır. Söz konusu kitapta yer alan 30 tetebbunun yanı sıra tarafımdan önemli görülen ve farklı dergilerde yayınlanan 6 makalesi de ek kısmında ayrıca yer almıştır. |