
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 |
II. Mahmut'un yarım bıraktığı yerden
Direklerarası'nın son canlı şahidi de sessiz sedasız aramızdan çekilmek üzere, hem de şahidi olduğu şaşanın çok uzağında bir sükunetle
25/07/2004 (602 defa okundu)
ÖNDER KAYA (E-mektup | Arşivi)
Vezneciler semtine geldiğinizde Şehzadebaşı caddesinin bu yöndeki başlangıç noktasında, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Camii'nin çaprazında sizi bir yapı karşılar; tarihi Acemoğlu Hamamı. Hamamımız çok değil iki-üç yıl öncesine kadar işletiliyor ve fonksiyonunu devam ettiriyordu. Lakin son zamanlarda kaderine terk edildi. Önce içi bir mezbelelik haline geldi, akabinde de ön giriş kapısı duvarla örülerek tamamen kapatıldı. "Ee ne olmuş yani" dediğinizi duyar gibiyim. Ne olduğunu anlayabilmemiz için gelin bir parça hamamın tarihçesine göz atalım.
Her şeyden önce hamam, adını Acemlerden yani İranlılardan değil Osmanlı başkenti İstanbul'da bulunan Kapıkulu Ocakları'na nefer yetiştiren kurum konumundaki Acemioğlanlar Ocağı'ndan alıyor. İstanbul fethedildikten kısa bir süre sonra Fatih, bugünkü Şehzadebaşı Camii'nin karşı hizasına yakın bir yerlerde Kapıkullarının en namlısı Yeniçeriler için bir kışla yaptırırken, bu ocağın Vezneciler'e bakan kısmına da Acemioğlanlar için bir başka kışla yaptırmıştı. Yazık ki bu kışla da tıpkı Yeniçerilerin "Eski Kışla" adı ile andıkları (ki yeni kışlanın yerinde de bugün Vatan caddesi ve metro bulunmakta) kışlaları gibi günümüze hiçbir iz bırakmadan ortadan kalktı. Acemoğlu hamamı ise bunun tek istisnası konumundadır. Hamam, ilk yıllarda sadece Acemioğlanların temizliğine tahsis edilirken zamanla çarşı esnafının da istifade ettiği bir temizlik mekânı haline geldi. 18. yüzyıldan sonra hamamın işletmeciliği nasıl olduysa sivillerin eline geçti.
Hammamizade
Bu yüzyılın sonlarında hamamın işletmeciliğini yapan Rumeli göçmeni Süleyman Ağa'nın 1778'de Kurban bayramının ilk gününde bir erkek çocuğu olduğunu ve bayram yüzü suyu hürmetine bu ilk erkek çocuğuna, ciğerparesi olan evladını Allah yoluna kurban olarak adamayı göze alan Hz. İbrahim'in oğlunun adını yani İsmail ismini verdiğini biliyoruz. İşte bu çocuk büyüyüp Mevlevi tarikatına girecek ve dedelik makamına yükselerek Türk musikisinin en büyük isimlerinden biri olan Hammamizade İsmail Dede Efendi olacaktır. Bilin bakalım Dede Efendi'nin Hammamizadeliği nereden geliyor?
Acemioğlanların kaderi, Kapıkulu Ocakları ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan 1826'da II. Mahmut'un tarihe "Vaka-i Hayriye" diye geçen Yeniçeri Ocağı'nı kaldırma teşebbüsü sırasındaki yıkımdan da sağ kurtulmayı başaran hamamımız, yazık ki 21. yüzyılın vandalizminden yakayı o kadar da kolay sıyıramayacak gibi gözüküyor. Her ne kadar Reşat Ekrem Koçu hamam hakkında İstanbul Ansiklopedisi'nde "Acemioğlan kışlası, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından kısa bir süre sonra yıktırılmışsa da o günlerden bize yadigar olarak eski kışla mimarimizin ayakta kalan tek örneği konumundaki bu hamam kaldı" deyip yapının önemine vurgu yapıyorsa da koca İstanbul Ansiklopedisi'nde yer alan "Acemioğlanlar Hamamı" maddesini kaç büyüğümüzün okumuş olabileceği sorusu mechuliyetini muhafaza etmekte olduğundan hamamın olası akıbeti bizi endişelendiriyor.
Temizlik işçilerinin deposu
7 Temmuz 2004 tarihinde hamamın yanında bulunan ve birkaç ay kadar önce yıktırılan Şehzade Restoran'ın arazisi üzerinde nedeni tespit edilemeyen bir yangın zuhur etti ve itfaiye ekiplerinin zamanında müdahalesi ile de yangın kısa bir süre içinde kontrol altına alındı (Yangın söndürme çalışmaları esnasında itfaiye görevlilerinden aldığım cevap çıkış nedeninin bilinmediği şeklinde olup yangının çıkış nedeni sonradan belirlenmiş olabilir). Bu durum yapının bu şekilde başıboş kalması halinde başına gelebilecek şeyler hakkında bize küçük bir fikir verebilir. Tam köşede kalan yapının bir diğer talihsizliği de bir köşenin Eminönü Belediyesi'nin diğer köşesinin ise Fatih Belediyesi'nin denetiminde olması.Yapının bir kısmı yangından önce Eminönü Belediyesi'ne bağlı temizlik işçilerinin çöp arabalarını ve süpürgelerini koydukları bir depo vazifesi görüyordu. Ancak yangın sonrası yapının etrafı bildiğimiz en mükemmel koruma yöntemi olan (!) aluminyum levhalarla çevrildi ve temizlik işçilerinin de burayı depo olarak kullanmaları sona erdi. Yapının aluminyum levhalarla çevrilmesi işlemi sırasında şantiye alanında çalışan işçilerle görüştüğümde çevrilen alanın bir bölümüne yeni bir otel inşa edileceğini öğrendim. Umarım hamamın herhangi bir bölümü ya da tamamı otel inşaatına kurban gitmez.
İstanbul'un en eski hamamı ya bir zaman sonra İstanbul Ansiklopedisi'nin içindeki unutulan pek çok tarihi yapıdan biri olarak kalacak ya da tarihin bizzat kendisi olarak yaşayacak. Ama bir kültür kompleksi, ama bir yeniçeri müzesi, ama bir hamam müzesi. Varsın yaşasın da.
NOT: Burada sevindirici bir gelişmeyi de aktarmak istiyorum. Yine Radikal İki sayfalarında çıkan "Tarihi Açıkhava Tuvaletlerimiz" isimli bir yazıya da konu olan Fatih Saraçhanebaşı'ndaki Aya Poliektos kilisesinin valilik tarafından etrafının tellerle çevrilerek kapatıldığını ve en azından insanları rahatsız ederek tarihi dokuyu harap eden idrar kokusunun bir süreliğine de olsa engellendiğini ifade etmeliyim. Ama bu geçici tedbirin söz konusu tarihi eserin değerine yakışır bir şekilde kalıcı hale getirilmesini yine yetkililerden talep etmekteyiz.
KAYNAK; http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=3698