Ana Sayfa > KİTABİYAT > ATİNA VE 17.YY. İNGİLİZ TARİHÇİLİĞİNE ETKİSİ
ATİNA VE 17.YY. İNGİLİZ TARİHÇİLİĞİNE ETKİSİ
C(emile).Akça Ataç; “Britanya için imparatorluk Dersleri: Sparta ve Atina”, Doğu-Batı Dergisi, sayı: 40, Şubat-Mart-Nisan 2007 


           Bu sefer bir kitap değil fakat bir kitap kadar faydalı bir makaleyi tanıtmayı amaçlamaktayım. Bu nefis çalışma sanırım daha kapsamlı bir doktora çalışmasının özeti olsa gerek. Neyse efendim geçelim makalemize;



18. yüzyıl İngiltere’de Yunan tarihi araştırmalarının en rağbet gördüğü devir olarak da bilinir. Bu dönemin bu denli rağbet görmesi ile İngiltere’nin emperyal bir güç olması arasında doğrudan bağlantı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu yüzyılda genel kabul gören döngüsel tarih anlayışına göre “Tarih tekerrürden ibarettir”. Başka bir deyişle her türlü siyasi oluşum doğuş-yükseliş ve çöküş şeklinde bir yaşam düzeni izleyecek ve sonrasında ortadan kalkacaktır. Devirler, çağlar değişse de bu durum devam edecektir. O halde yapılması gereken geçmiş devirlerin iyice incelenmesi ve en azından yükseliş kısmının mümkün mertebe uzun tutularak çöküş kısmının geciktirilmesidir. Ticari bir imparatorluk olan İngiltere’nin bu dönemde örnek alması gereken devlet ise Atina şehir devletidir. Çünkü;

1. Atina ticari bir yayılım sergilemiştir.

2. Tıpkı İngiltere gibi karadan değil denizaşırı sömürgeler peşinde koşmuştur (bu anlamda bir kara imparatorluğu kuran Pers ve Spartalılardan ayrılır. Nitekim dönemin İngiliz yazarları ilkçağın bu baskıcı ve zorba imparatorluklarını dönemin İspanyol ve Fransız imparatorlukları ile karşılaştırarak kendilerin ideal devlet olan Atinalılar şeklinde takdim edeceklerdir).

3. Atina'daki ticari yayılım beraberinde kişisel mülkiyet ilkesini doğurmuş bu durum da hukukun ve demokrasinin kök salmasına, yurttaşlık bilincinin uyanmasına neden olmuştur (tıpkı İngiletere'de olduğu gibi)

4. Yine zenginlik beraberinde Atina’da parlak bir kültürel ortamın oluşumuna hizmet etmiştir (Bkz. İngiliz aydınlanması).

5. Antik Yunan tarihi “güçler dengesi” adı verilen siyasi bir politikayı da ilk kez dünya tarihine armağan etmiştir. O dönem Yunanistan’ın iki kilit taşı olan Atina ve Sparta denge politikasını bilhassa gözetmiş ve yaptıkları ittifaklar sayesinde bölgede başat tek bir gücün egemen olmasını engelleyebilmişlerdir (ancak unutulmamalı ki bu denge politikasının sökmediği yabancı istilacılar da vardır. Bunlardan ilk akla gelen Büyük İskender ve sonrasında da Roma’dır. Buna ilaveten Peleponnes Savaşları örneğinde olduğu gibi Sparta’nın Atina’yı yenerek bu dengeyi bozduğu an da olmuştur). Bu açıdan İngiltere’de kıta Avrupasında İspanya veya Fransa’nın tek egemen güç olmasını engellemek için Antik Yunan’dan çok şey öğrenebilir.

6. Atina savaş dışı yöntemlerle de genişlenebileceğini göstermiş ve bu nedenle zorbalıkla genişlemeye çalışan Sparta’dan daha kalıcı ve etkin bir imparatorluk olabilmiştir (Halbuki Spartalılar ele geçirdikleri bölgeyi köleleştirmişlerdir. Spartanın en parlak dönemlerinde köle olan nüfus sayısı 500 bin iken vatandaş sayısı 25 bin kadardı. Doğal olarak Sparta, sömürgelerini elde tutabilmek için olası bir ayrılık talebi ya da isyan dalgasını en sert şekilde bastırma yoluna gitmiş, esnek olmayan bu politika da devleti ciddi anlam da zaafa uğratmıştır) .

6. Atina denizaşırı sömürge imparatorluğunu kurarken karşılıklı faydacılık prensibini de devreye sokmuştur. Böylece ittifak yoluyla sömürge imparatorluğuna dahil ettiği bölgeleri ticaretin getirdiği refah ile kendine daha da bağlamıştır. Şu halde İngiliz Devletinin de yapması gereken Amerika, Hindistan gibi bölgelerde benzer bir zihniyetle hareket etmektir (ki edilmediği için Amerikan kolonileri ayaklanma yoluna gideceklerdir). Atina ilk zamanlar Solon’un kanunları çerçevesinde daha katılımcı bir siyasi güç haline gelirken Romalı tarihçi Tukidides tarafından “Altın çağ” olarak adlandırılan dönemde işte bu prensibi ihlal ederek bir yerde kendi sonunu hazırlayacaktır.

Tüm bu özellikler nedeniyle Atina, İngiltere için incelemeyi fazlasıyla hak eden bir siyasi oluşumdur (Tam da burada Ortadoğu’da hegamonik bir üstünlük kurmak isteyen ABD’de son yıllarda Osmanlı tarihine artan ilgiye de gönderme yapalım).  

Çizgisel tarih telakkisinin egemen olduğu günümüz dünyasında aslında döngüsel tarih modeline göre kaleme alınmış bu eserlerdeki tespitlerden yola çıkarak çağımız hakkında da çıkarımlar yapmak mümkün.  İşte bu benzerlikleri göz önüne alan ve benim sadece bazı alt başlıklarını burada sizlere aktardığım makaleyi mutlak surette okuyunuz.

 

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara
goog
eXTReMe Tracker