Bu soruyu soran ben değil bu sahanın en değerli uzmanlarından biri
olan Orhan Şaik Gökyay. Üstat kaleme aldığı küçük ama gayet ilgi çekici makalesinde Divân edebiyatı hakkındakikalıplaşmış bazı bilgileri sorguluyor ki bunlar
1. Divân edebiyatı sadece saray çevresine has bir edebiyat mıdır?
2. Divân edebiyatını anlamak için Arapça ve Farsça bilmek mecburi midir ve buna ilaveten yeterli midir?
Üstadın her iki soruya verdiği yanıtta olumsuzdur. Herşeyden evvel Divân edebiyatında her ne kadar çok ses getirmemiş olsalar da asker, esnaf hatta ümmi yani okur yazar olmayan kişilerin mısralarına tesadüf edilebilir. Açıkçası bu satırları okuduğumda çok şaşırdım. Ancak sanırım edebiyat mecmualarından hareketle verilen bazı örnekler hayretimi daha da arttırdı. Mesela Kastamonu sancağına yerleşmiş olan bir tımarlı sipahi "Dilberi" mahlası ile tanınmaktadır. "Ulumi" ise yeniçeri kökenli bir şairdir. Hatta kendisi hakkında kaynaklarda son derece ilginç bilgilere tesadüf ediliyor.Mesela deniyor ki; "Arkadaşları kapıya çıkmak isterdi (makam mevki peşinde koşardı), o kitapta başka bir bölüme geçmek isterdi; arkadaşları kartal tüyü takınırdı, o dilberin zülfü sevdasında; arkadaşları belde kılıç takınırdı, o beline divit koyardı; arkadaşları okmeydanında ok atardı, o yay kaşlıların peşine dalardı" gibi gayet hoş bilgiler veriliyor. Yine yeniçeri zümresinden "Aşki" sonradan askerliği bırakıp katiplik mesleğine girmiş ve hem şiirde hem deilimde yükselmişti.
"Hariri" (Harir Arapçada ipek demek. Şam'da suku'l-harir yani İpek çarşısı var) ipek işi ile uğraşan bir şairdi. "Zamirî" falcı, "Kandî" ise şekerciydi. Enverî ve Ray'î ise ümmi yani okur yazar bilmeyen tiplerdi. Gerçi bu sayılan isimlerin pekçoğu dişe dokunur bir şaheser vücuda getirmemiş olsalar da yine de Divân edebiyatının dar birçevre ile sınırlı olduğu şeklindeki kalıp tezi sarsıcı ilginç veriler sunuyor bize.
İkinci olarak Gökyay, Arapça ya da Farsça bilise dahi şairin yaşadığı çağın terminolojisi, gelenekleri, söylemleri bilinmeden şiirin ruhuna nüfuz esilemez ve bazı şiirler anlaşılsa dahi bazıları kat'a anlaşılamaz diyor. Bu ilginç makale Türk edebiyatına merak salanlara tavsiye olunur efendim.