Ana Sayfa > KİTABİYAT > GILGAMEŞ DESTANI
GILGAMEŞ DESTANI


GILGAMEŞ DESTANI

Çev: Muzaffer Ramazanoğlu, Maarif Vekaleti yay., Ankara 1943

 

TEKNİK BİLGİLER

Destanı Nippur’da ve Hititlerin başkenti olan Hattuşa’da bulunan nüshalardan biliyoruz. Söz konusu Türkçe çeviride Ankara üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi profesörlerinden Landsberger’den de destek alınmış. Hatta Landsberger eksik olan bazı tablet parçalarını başka yerlerde bulunan nüshalarla karşılaştırarak tamamlama yoluna da gitmiş. Çevirinin dili sade ve son derece akıcı.

Destanın günümüzden yaklaşık 2700 yıl önce kaleme alındığı tahmin olunuyor. Toplam 11 tablete yazılı. Gerçi sonradan bir tablet daha bulunmuşsa da burada anlatılanlarla ilk 11 tablet arasında bir bağlantı kurulamamaktadır. 



DESTAN

Gılgameş Sümer tanrıları tarafından özenilerek yaratılmış olağanüstü boyutta ve güçlere sahip 2/3’ü tanrı geri kalanı insan (ki bu yönüyle Herkül’ü hatırlatıyor) Uruk şehrinin kralı olan bir yüce şahsiyettir. Ancak tanrılara karşı saygısız tavırlarının yanı sıra çevresine ve Uruk kentine verdiği zararlar nedeniyle tanrılar onunla baş etmesi için Enkidu adında kıllı ve yarı hayvan yarı insan bir canavar yaratırlar. Enkidu’yu vahşi hayvanların arasına salarlar. Enkidu’yu Uruk kentinden bir avcı görür ve onu babasına anlatır. Bilge baba da oğluna “Onu evcilleştir ve Gılgameş’in karşınsa çıkar” der. Oğlu da “İyi nasıl?” diye sorunca “Bir fahişe bul ve onunla o canavarı bir araya getir. Fahişe mesleğini icra etsin. O zaman insan olduğunu bilecek ve diğer canlılardan ayrılacak” der. Avcı, cesaretini toplayarak Gılgameş’in huzuruna da gider ve ona “Seninle baş edecek bir canlı var” diyerek yiğitliğini tetikler. Sonrası malum Gılgameş’de yaşlı adamların dediklerini tekrarlar. Avcı yanına bir fahişe alarak ormana gelir ve Enkidu su içmek üzere dereye indiğinde kadın ona yaklaşarak ehlileştirir (!)

            Enkidu kadınla birlikte Uruk’a gelir ve iki insanüstü canlı şehirde birbirlerini görür görmez  kapışırlar. Kıran kırana bir çatışma olur ancak Gılgameş, Enkidu’yu yola getirir ve onun göğsüne çöker. Sonrasında iki rakip kucaklaşır ve dost olurlar. Gılgameş, Enkidu’ya insan olmanın yollarını gösterir.

            Sonrasında Gılgameş, Enkidu’yu da yanına alarak Tanrı Enlil’in katranlarını (katran, sanırım inşaatta ve ıtriyatta yani koku sanayinde kullanıldığı için kıymetli bir meta) korumakla görevli olan ejder Humbaba’yı öldürmek için yola koyulur. Bu zor görevi başarırlar ama bazı tanrıları da karşılarına alırlar. Gılgameş’in kahramanlığından etkilenen Tanrıça İştar, Gılgameş’e evlilik teklif eder ancak teklif Gılgameş tarafından bin türlü hakaretle geri çevrilir. Bunun üzerine İştar, “Gökyüzü boğası”nı Gılgameş’in üzerine salar. Ancak Gılgameş, yeryüzüne inen Gökyüzü boğasını Enkidu’nun  da yardımıyla (kuyruğundan tutarak Gılgameş’in kılıcını vurmasını temin eder) öldürür ve bu zorlu işi de halleder. Böylece de tanrıları bir kat daha öfkelendirirler. Tanrılar bu iki kafadara bir ceza vermeyi planlarlar ve sonunda Enkidu’nun bileti kesilir.

Enkidu’nun tanrılar tarafından alınması (ölmesi) üzerine Gılgameş büsbütün çıldırır. Bir gün ölümün kendisini de bulacağını düşünerek ölümsüzlüğün peşine düşer. İşte tam da bu arayış sırasında kutsal kitaplarda da geçen iki ilginç gelişme karşımıza çıkar. Bunlardan birincisi Nuh Tufanıdır. Gılgameş, “Utnapiştim” adlı birinin ölümden kurtulup uzun bir süredir yaşadığını öğrenir ve onu aramaya başlar. Sonunda onu bulur ve ilginç hikayesini dinler; “İnsanların yaptıklarına sinirlenen ve bir tufan planlayan tanrı Enlil’in bu palanından Utnapiştim yine bazı tanrıların yardımıyla haberdar olur ve bir gemi yapar. Geminin içine de her türlü canlıdan bir çift alır. Sonrasında tufan kopar ve yeryüzü 7 gün boyunca sularla kaplanır. Bu yedi gün sonunda fırtına durur. Utnapiştim durumu öğrenmek için bir güvercin salar, güvercin her taraf sularla kaplı olduğundan konacak bir yer bulamaz ve geri döner. Ardından bir kırlangıç yollar, ancak o da geri döner ve sonunda bir karga elinde bir parça tohumla geri dönünce gemiden çıkar ve tanrıların onuruna tütsüler yakar adaklar adar ve kurbanlar keser. Bu arada diğer tanrıların da devreye girmesi ile tanrı Enlil de yumuşar ve tufandan kurtulmayı başaran Utnapiştim ve karısını tanrılar katına yükselterek ona ölümsüzlük bahşeder”.


Hikayenin devamında da Lokman hekim kıssası ile benzerlik görülür. Utnapiştim, Gılgameş’in zorlu bir yolculuğu göze alarak kendini bulması üzerine onun yiğitliğini mükafatlandırmak ister ve ona ölümsüzlük otunun yerini söyler. Bu ot derin bir kuyunun dibindedir. Gılgameş ayaklarına taş bağlayarak kuyuya iner ve otu bulup koparınca da ayaklarına bağlı taşlardan kurtulur ve yüzeye çıkar. Ancak otu yemek için acele etmez. Zira otu sevdiklerine de yedirmeyi arzulamaktadır. Ancak bir su birikintisine yıkanmak için girdiğinde otun kokusuna gelen bir yılan otu çalar. Böylece de Gılgameş’in ölümsüzlük hülyaları sona erer. Gılgameş mukadder sonu ile yani ölümle yüzleşmek için Uruk şehrine döner ve hikaye de burada biter.  

İşte Sümerlerin yaşayışı, dini hayatları, değerleri hakkında bilgi veren ve kutsal kitaplarda geçen bazı kıssaların da ilk anlatıldığı Gılgameş destanı bu şekilde sonlanır. Nuh tufanı kıssası belki Gılgameş’den önceki dönemlerde de bir takım edebi veya kutsal metinlerde geçiyordu. Zira semavi dinlere ait kutsal kitaplarda da Tevrat öncesi bir takım ilahi metinlerin varlığına gönderme yapılıyor, bazı peygamberlere suhuf ya da kitaplar verildiği bildiriliyor. Her neyse sonuçta arkeoloji ve tarih bilimi ilerledikçe çok daha ilginç verilere ulaşacağımız aşikar.   





 

 

Gelen Yorumlar
Toplam 4 yorum, 1-4 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
anlatımlar çok hoşuma gitti. acaba bu destanın operası yazıla bilinir mi diye düşündüm. sanırım o da yazılmış. dili bana daha çok yaşar kemal i hatırlattı. ama güzel bir kitap. tavsiye olunur...
mehmet yelken eklemiş. | 27 Ocak 2008 Saat 19:57
Kutsal kitaplarda ( Tevrat,İncil ve Kuran) açıklanan başta yaradılış olmak üzerecennet,cehennem,Nuh tufanı,günah ve sevap gibi din inancındaki kavramların kaynakları hakkında oldukça ilginç veriler sunulmakta Gılgameş destanında. Bu yönüyle bile oldukça ilginç bir yapıt olup okunmaya ve üzerinde kafa yormaya değer sanırım.
Ali Arı eklemiş. | 23 Mayıs 2008 Saat 12:10
insanlar yaşadıları her dönemde doğayı anlamak ve yorumlamak için çaba sarfetmişlerdir mitolojik efsaneler her zaman ilgimi çekmiştir.

EMİNE TÜRK eklemiş. | 31 Mayıs 2008 Saat 17:49
arkadaşlar sanırım gerçek bir hikaye bu yani gilgameş diye birisi gerçekten var acaba bu kral hangi dönemde yaşamıştır bileniniz var mı ?
yeşim ........ eklemiş. | 06 Ekim 2008 Saat 14:02
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara
goog
eXTReMe Tracker