İlber Ortaylı - Otranto'nun Fethi
Otranto'nun fethi ve sonrası
Otranto biz Türklerin kültür-tarih ders kitaplarımızın bir köşesinde bıraktığı ama Avrupalıların Avrupa bilincinin oluşumundaki önemli tuğlalardan biridir
İlber Ortaylı, Milliyet Pazar 8 Nisan 2007
Kaptan-ı Derya Gedik Ahmet Paşa 1480 Temmuz'unda, kuşatmadan evvel adet olduğu üzere fethedilecek yerin yani Otranto'nun sancakbeyliği de uhdesine verilerek İtalya toprağına ayak bastı ve 15 gün içinde Puglia eyaletinin merkezi Otranto Kalesi teslim oldu. Osmanlı'nın en uç noktadaki fethidir ve Fatih Sultan Mehmed'in uygarlığın merkezi İtalya'ya olan düşkünlüğünden dolayı aslında stratejik bakımdan pek hazırlanmadığı bir fetihtir.
Otranto biz Türklerin kültür-tarih ders kitaplarımızın bir köşesinde bıraktığı ama Avrupalıların Avrupa bilincinin oluşumundaki önemli tuğlalardan biridir. Gedik Ahmet Paşa, Arnavutluk fethinden sonra 1479 yılında İyonya Adaları denen Aya Mavri, Zenta ve Kefalonya'yı almıştı. Ne var ki, o İtalya'ya doğru yol alırken Paleologlar soyundan gelen Mesih Paşa da Rodos'un kuşatmasına gidiyordu. Doğrusu Rodos, Kıbrıs, Girit, Malta, Sicilya alınmadan, hatta Dalmaçya kıyılarının dahi kontrolü tamamlanmadan İtalya'ya nasıl ayak basılabilirdi? Hele hele Venedik Cumhuriyeti artık eski satvetini taşımasa da halen İtalya'nın tepesindeydi.
Tarihin güzergahı değişti
Büyük mareşalin ne yapacağı tarihçilere malum değildir. Hatta 1481 yılında çıktığı sefer için Anadolu yakasına yönelmiş ve Gebze çayırında konaklamıştı. Tarih çok otomatik mekanizmalarla işlemez, bazen olmadık olaylarla güzergahı değişir. Venediklilerin satın aldığı hekimbaşı Rönesans'ın en parlak hükümdarını burada zehirledi.
Sefer-i hümayun acaba ne tarafaydı? Padişahın şaşırtmaca yaptığı düşünülüyor. Ardından Bayezid ve Cem arasında çatışma çıktı. Nihayet Roma'ya sığınan Cem Sultan, Bayezid'ın ayağının bağıydı. Kaldı ki II. Bayezid'in İtalya'ya babası Fatih ve kardeşi Cem gibi iştah ve hayranlıkla bakmadığı açıktı. Otranto unutuldu. 13 ay sonra kanlı ve kısa bir savunmayla İtalya terk edildi. Tarih 1482 yılının eylül ayıydı. İtalya kurtulmuştu.
Ama Otranto bizim gibi tarih hafızası zayıf toplumun kayıtlarında çok yer etmese de Avrupa'nın kolektif hafızasında kaldı. Geçen ayın 28 ve 31'i arasında Otranto'da bu konudaki seminerlerin ikincisi yapıldı. Otranto'da yapılan her iki seminerde de daha çok İtalyan tarihçiliği konuştu. Bu sefer ben ve Alman meslektaşım Klaus Kreiser olmak üzere iki Türkolog davet edildik. Şaşılacak şey; "audi alterem partem / Karşı tarafı dinle" ilkesine henüz uyuluyor. Düşününüz, insanlar bir savaşı ve 13 aylık fethin tarihini Türk belgelerini ve vakayinamelerini okumadan değerlendiriyorlar.
Türkiye Avrupa'nın içinde, hem de beş asırdan beri. 15'inci asırda Otranto'ya çıkışın haberi altı gün sonra Roma'ya ulaşmış ve ortalığı dehşet sarmıştı. Üstüne 1526'da Mohaç cenginde kudretli Macaristan'ın ortadan kalkması, 1529'da Birinci Viyana Muhasarası... Lepanto zaferi, Kıbrıs ve Girit'in alınmasıyla gölgelendi ve nihayet 1683.
Kitaplar gençlerin gerisinde
Tarihi biz bilmiyoruz. Başkaları çok ayrıntılı olarak biliyor ama işin kötüsü önyargılarla değerlendirmeye alınıyor. 1699'dan beri üç asır içinde çok az şey değişti.
Güney İtalya'nın her yeri "güney İtalya" değil. Celabria eyaleti yani çizmenin ucu fakir; Otranto'nun bulunduğu çizme topuğu, yani Puglia eyaleti ise daha değişik. Sicilya adası ise fakirlikten çok kanunsuzlukla boğuşuyor. Bu güneyin sınırları nerede başlıyor? Udine'deki bir kafe sahibi; "Güney Venedik'in hemen yakınında, Po Nehri'nin güneyinde başlar" diye cevap vermiş. Bazı Romalılar da Roma'nın güneyine güney deyip kendilerini kuzeyli zannedip Lega Nord'u selamlıyorlar.
Otranto ve civarı zenginlik değilse de güzellikle dolu, genç nüfus kuzeye göçmüş. İnsanlar sıcakkanlı ve misafirperver, yemekler şaşılacak derecede bizimkine benziyor.
Bir vakitler buralarda Yunanlılar yaşamış, bunlar ilk kolonizasyon çağından değil, daha çok ortaçağda Norman kralların ipek dokumacılığını geliştirsinler diye getirip yerleştirdiklerinin torunları.
Fatih'in amirali Gedik Ahmet Paşa'nın çıktığı Otranto civarında; Strtuda, Kalimera gibi beş-on köy var. Buralarda ihtiyarların bazıları Yunanca konuşuyor; tabii bol İtalyanca, Arapça ve İspanyolcayla karışık bir dil bu.
İtalya'nın güneyi fakirce ama renkli bir toprak. Otranto üzerindeki efsanelerin aksine sıradan insanların ama asıl önemlisi aydınların çok anti-Türk tavrı da yok. Okul tarih kitaplarının her yerde milletin gençlerinin çok gerisinde kaldığı açık.
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.