Ana Sayfa > Nette makalelerim > Lira ve Zihniyet Değişimi > Lira ve zihniyet değişimi
Lira ve zihniyet değişimi
Lira ve zihniyet değişimi

Lira ve zihniyet değişimi
Sivas Çifte Minareli 500 lira Cumhuriyet'in ilk zamanlarına ait, Mevlana figürlü 5000 liralık banknot ise Osmanlı'yla barışma döneminden.
Kağıt paraların üzerindeki figürler, değişen zihniyet dünyamızın yansıdığı en önemli belgeler arasında yer alıyor ve öyle görünüyor ki yer almaya da devam edecek. İki öküzlü Türk köylüsü çok gerilerde kaldı

08/01/2006 (901 defa okundu)

ÖNDER KAYA (E-mektup | Arşivi)

Geride bıraktığımız 2005 yılı, 5 Aralık 1927'den beri kullandığımız ve dilimize pelesenk olan Türk Lirası kavramının da sonunu getirdi. Türk liramızın gelişim sürecine bakarak sadece ekonomik alım gücümüzün değil, aynı zamanda değişen zihniyetimizin yansımalarını da görebiliriz.
Tarihimizde para basmak eski zamanlardan beri bağımsızlık alameti olarak kabul ediliyordu. İlginçtir ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kurulduğu yıllarda tedavüldeolan paralar Osmanlı Devleti'ne aitti. Doğal olarak bu durum yeni kurulan devletin egemenlik haklarını zedeliyordu. Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre sonra Osmanlı paralarının tedavülden kalkması ve yeni Türk Liralarının devreye girmesi için çalışmalara başlandı. Tedavüle giren ilk Türk paraları İngiltere'de basıldı. Bu paraların üzerinde yer alan resimlerin ise Evkaf Müdürü Ressam Ali Sami Bey tarafından çizilmesine karar verilmişti.
Ali Sami Bey'in çizimleri doğal olarak buram buram milliyetçi ve halkçı öğeler üzerine kuruluydu. Sözgelimi 1 Türk Lirası'nın ön yüzünde iki öküzü ile tarlasını süren Türk köylüsü resmedilmişti. Bu komposizyon adeta "Köylü milletin efendisidir" sözünü perçinliyordu. Sanayisi gelişmemiş bir toplumun en önemli hayat damarı olan tarım, ilk paramızın ana temasını teşkil ediyordu. Bu parada köylünün arkasında fonda TBMM göze çarpıyordu. Bu nedenle resmin halkçı öğeler taşıdığı rahatlıkla söylenebilir. Diğer yandan 5 liralıklarda ise daha çok milliyetçi öğeler göze çarpıyordu. Paranın ön yüzündeki bozkurt ve ay yıldız Türk tarihine vurgu yapıyordu. Bu dönemde bozkurt pek çok yerde kullanılıyor ve Türklerin köklü tarihsel bağlarına vurgu vazifesi görüyordu. Bozkurtun arkasında da Türk milletinin yeni başkenti Ankara'nın kalesi yükseliyordu. Kale aynı zamanda otoriteyi temsil ediyordu. Hoş, zaten yeni başkentin de kaleden gayrı tarihsel bir zenginliğe sahip olduğunu söylemek zordur. Daha büyük paraların yani 50, 100, 500 ve 1000 Türk liralarının ön yüzünde ise Atatürk'ün resimleri yer alıyordu. Bu paraların arka yüzlerinde de ülkenin farklı bölgelerinden görünümler vardı. 50 liralıklarda Afyonkarahisar, 100 liralarda Ankara Köprüsü, 500 liralarda Sivas şehri göze çarpıyordu. 1000 liralarda ise Atatürk'ün Devletçilik ideolojisi ile bağlantılı olarak sanayiye gönderme yapan bir demiryolu resmi vardı. Aslında en küçük kağıt para olan 1 liralardaki köylü resmi ile en büyük kağıt para olan 1000 liraların arkasındaki demiryolu, yani sanayi imgesi hayli düşündürücüydü. Bu yeni Türk devletinin sanayiyi, tarımdan daha değerli ve hayati saydığının bir göstergesi olarak da yorumlanabilir. Zaten ilerleyen yıllarda yapılan sanayi hamleleri, devlet ya da özel teşebbüs yoluyla kurulan fabrikalar da bu fikri doğrular yöndedir. Öte yandan paraların arkalarındaki şehirlerin seçimi de dikkat çekicidir. Yüzyıllardır Osmanlı toplumuna başkentlik yapan İstanbul'a en ufak bir atıfta bulunulmazken Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin kazanıldığı Afyon, Kurtuluş Savaşı öncesi çok önemli kararların alındığı Sivas ve tabii ki yeni devletin kalbi Ankara ön plana çıkarılıyordu.

Birinci ve ikinci emisyon
Yeni Türk Devleti'nin bu ilk kağıt paraları 5 Aralık 1927 günü tedavüle girmişti. Birinci emisyon paraları diye de adlandırılan bu paralar doğal olarak harf inkılabı öncesine rastladığı için Arap harfliydi. Osmanlı dönemi banknotlarına ise önce altı aylık bir tedavülden kalkma süresi tanınmış, ancak duyulan lüzum üzerine bu süre üç ay daha uzatılmıştı.
1937'de basılması kararlaştırılan ikinci emisyon paralarında da tarım ve sanayi yine ön plandaydı. Mesela 10 liralıkların arkasındaki köylü kadınlar, mor 50 liralıkların arkasındaki tiftik keçileri, 100 liraların arkasındaki üzüm yiyen kız figürleri tarıma işaret ederken 500 liraların arkasında yer alan sanat okulu öğrencileri ile 1000 liraların arkasındaki borazanlı izciler ülkenin gençliğe, sanayileşmeye ve çağdaşlaşmaya verdiği önemin bir göstergesiydi. Bu arada paraların arka yüzünde yer alan mekânlara yenileri eklenirken ilginç ayrıntılar da göze çarpıyordu. Atatürk'ün tarih sahnesine ilk büyük çıkışı olan Çanakkale Savaşları'nın geçtiği yer konumundaki Çanakkale Boğazı 100 liralık banknotların arkasında yer alırken, işin ilginç yanı eski payitaht İstanbul'un sembollerinden olan Rumelihisarı'nın 1 ve 500 liralık banknotların arka yüzünde belirivermesiydi. Milli mücadele yıllarında işbirlikçi ya da Ankara'ya muhalif basının en önemli üssü konumunda bulunan bu şehre en azından Cumhuriyet'in ilk yıllarında iktidarın bakış açısının soğuk olduğu gözönüne alınırsa bu emisyon paralarındaki değişimin önemi daha rahat kavranabilir. Ayrıca ikinci emisyon paralarında ön planda yer alan başka bir unsur da heykellerdi. Cumhuriyet'in ilk yıllarında heykel yapımı hayli yaygınlaştırılmış ve bu heykeller devrimin kitlelere tanıtımında, yeni bir ulus bilincinin yaratılmasında en önemli unsurlar olarak kabul edilmişti. Bundan dolayı 2,5 liralık banknotların arka tarafında Ankara Zafer Anıtı, 5 ve 1000 liralık banknotların arkasında ise Ankara Güven Park'taki Güven Anıtı iliştirilivermişti. Böylelikle İstanbul, yeni başkent Ankara karşısındaki bürokratik anlamdaki geriliğini paraların üstündeki rakamsal değerlerle ve sembollerle de kabul etmek zorunda kalmıştı.
KAYNAK;http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=5430

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

Ara
goog
eXTReMe Tracker